Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran en trajik olaylardan birinin yıl dönümünde, acılar bir kez daha tazelendi. Takvimler 16 Haziran 2013’ü gösterdiğinde, İstanbul Okmeydanı’nda süren Gezi Parkı eylemleri sırasında, evinden ekmek almak için çıktığı söylenen 14 yaşındaki Berkin Elvan, polisin hedef gözeterek attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesiyle ağır yaralandı. O gün başlayan ve tam 269 gün süren umutlu bekleyiş, Türkiye’nin nefesini tutarak takip ettiği bir yaşam mücadelesine dönüştü. Ancak tüm çabalara rağmen Berkin, 11 Mart 2014’te, 15 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Vuruluşunun 12. yıl dönümünde, ailesinin adalet talebi ve toplumun vicdanındaki sızı dinmiş değil.
Bir ekmek ve bir ömür: 12 yıl önce o gün ne oldu?
2013 yılının Haziran ayı, Türkiye genelinde milyonlarca insanın Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesine karşı başlattığı ve kısa sürede ülke geneline yayılan bir toplumsal itiraz dalgasına sahne oluyordu. Olayların en yoğun yaşandığı noktalardan biri de İstanbul’un Okmeydanı semtiydi. Mahalle sakinlerinin ve eylemcilerin sokaklarda olduğu, polisin ise yoğun müdahalede bulunduğu 16 Haziran sabahı, Elvan ailesi için bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı günün başlangıcıydı. Ailesinin anlattığına göre, annesinin isteği üzerine yakındaki fırından ekmek almak için dışarı çıkan Berkin Elvan, polisin sert müdahalesinin ortasında kaldı. Bir ZET (Gaz Fişeği Atış Silahı) polis tarafından doğrudan kendisine doğrultuldu ve ateşlenen gaz fişeği, küçük çocuğun başına isabet etti. O an, sadece Berkin’in geleceği değil, aynı zamanda ülkenin adalet ve vicdan duygusu da ağır bir darbe aldı.
269 günlük umut ve bekleyişin trajik sonu
Vurulduktan sonra Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Berkin, acilen ameliyata alındı ancak bilinci bir daha hiç açılmadı. Komada geçen 269 gün boyunca hastane önü, bir umut nöbetine ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar, sivil toplum kuruluşları ve sanatçılar, Berkin’e destek olmak ve ailesinin yanında durmak için hastaneye akın etti. Sosyal medya, “Uyan Berkin, umudumuz sensin” mesajlarıyla dolup taştı. Bu süreçte Berkin, sadece bir mağdur olmaktan çıkıp, orantısız polis şiddetine karşı bir direniş sembolüne ve milyonların “umudun çocuğu”na dönüştü. Ancak bu uzun ve sancılı bekleyiş, 11 Mart 2014 sabahı gelen acı haberle son buldu. 269 gün boyunca direnen bedeni daha fazla dayanamamış, 16 kiloya kadar düşen Berkin, hayata veda etmişti.
Yıllara yayılan hukuk mücadelesi ve cezasızlık zırhı
Berkin Elvan’ın hayatını kaybetmesinin ardından başlayan hukuki süreç, Türkiye’deki adalet sisteminin en çok tartışılan davalarından biri haline geldi. Yıllar süren soruşturmanın ardından, tetiği çeken polis memuru Fatih Dalgalı hakkında “olası kastla insan öldürme” suçundan dava açıldı. Mahkeme süreci, delillerin karartıldığı iddiaları, tanıkların dinlenmesindeki zorluklar ve siyasi baskı gölgesinde ilerledi. Yargılama sonucunda sanık polis Fatih Dalgalı, 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Yargıtay’ın kararı bozması ve yerel mahkemenin yeniden yargılama yapması gibi süreçler nedeniyle, aradan geçen onca yıla rağmen sanık polis bir gün dahi hapis yatmadı. Bu durum, “cezasızlık” kavramının Türkiye’de ne denli işlediğinin en somut örneklerinden biri olarak kamuoyu vicdanını yaralamaya devam ediyor. Elvan ailesinin ve avukatlarının adalet arayışı, sadece bir failin cezalandırılması değil, aynı zamanda benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması için bir emsal oluşturma mücadelesi niteliği taşıyor.
Elvan ailesinin dinmeyen feryadı: ‘Emri verenler de yargılansın’
Oğullarının vuruluşunun 12. yıl dönümünde Elvan ailesi, sosyal medya üzerinden yaptıkları bir açıklamayla acılarını ve adalet taleplerini bir kez daha haykırdı. Ailenin kaleminden dökülen şu satırlar, yaşanan trajedinin ve dinmeyen öfkenin özeti gibiydi: “Oğlumuz, Berkin’imiz vurulalı tam 12 yıl oldu. Daha küçücük yaşta kıydılar yavrumuza. Ağız dolusu gülüşlerini, henüz olgunlaşmamış sesini bizden çaldılar. Geleceğini, hayallerini aldılar.”
Açıklamada, sadece tetiği çekenin değil, emri verenlerin de adalet önüne çıkarılması gerektiği vurgulandı. Aile, “Tetiği çeken katil Fatih Dalgalı hâlâ serbest. Artık yeter! Sabrımız tükeniyor. Fatih Dalgalı bir an önce cezaevine girsin. ‘Emri ben verdim’ diyen başta olmak üzere, dönemin emniyet müdürü, valisi ve Berkin’imizi bizden koparan herkes bir an önce yargılansın. Failler cezasızlık zırhıyla korunmasın. Adalet yerini bulsun,” ifadeleriyle, sorumluluk zincirinin en tepesindekileri işaret etti. Bu çağrı, Gezi Direnişi sırasında yaşanan hak ihlalleri ve polis şiddeti konusunda adil bir yargılama sürecinin işletilmesine yönelik toplumsal beklentinin de sesi oldu. Aile, açıklamalarını, “Canımız, Berkin’imiz… Seni asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Koşturduğun sokaklarda, meydanlarda, her yerde ismini haykırmaya devam edeceğiz,” sözleriyle noktaladı.
