Siyaset arenasında sıkça dile getirilen değişim ve gençleşme kavramlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, bu sürecin doğru yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti. Gençleşme söyleminin içinin boşaltılarak popülist bir malzeme haline getirilmesini eleştiren Uygur, nezaketin zayıfladığı, bilgi birikiminin değersizleştirildiği ve kişisel ikbalin öncelendiği bir tablonun siyaset kurumuna zarar verdiğini ifade etti. Uygur’a göre bu yaklaşım, sadece siyasetin itibarını zedelemekle kalmıyor, aynı zamanda vatandaşın siyasete olan inancını da bilinçli bir şekilde zayıflatıyor.
Tecrübesiz enerji savrulma yaratır
Siyasette biyolojik gençliğin ötesinde bir akıl birlikteliğine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Uygur, gençliğin getirdiği enerji ve dinamizmin yadsınamaz bir güç olduğunu ancak bu gücün tecrübe ile yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tecrübeden kopuk bir siyaset dilinin toplumsal sorunlara çözüm üretmekten ziyade savrulmalara yol açacağını savunan Uygur, toplumun siyasetçilerden beklentisinin kuru bir alkış değil, samimiyetle üstlenilmiş bir sorumluluk bilinci olduğunu dile getirdi.
Siyaset kişisel kariyer alanı değildir
Makam ve mevkilerin birer vitrin malzemesi haline getirilmesine tepki gösteren Aybar Uygur, siyasetin özünde temsil kabiliyeti ve güven inşası olduğunu hatırlattı. Siyaseti kişisel kariyer basamağı olarak gören yaklaşımların toplumsal fayda üretmediğini belirten Uygur, siyasetin ağırlığının ancak sergilenen duruşla ölçülebileceğini ifade etti. Yaş grubu ne olursa olsun nezaketi dışlayan ve kırıcı bir üslup benimseyen dilin, siyasi atmosferi zehirlediği ve toplumda onarılması güç yaralar açtığı vurgulandı.
Gönül yıkanın başarısı olmaz
Siyasetin sadece teknik bir yönetim sanatı olmadığını, aynı zamanda yüksek bir ahlaki sorumluluk gerektirdiğini belirten Uygur, değerlendirmesinde Anadolu irfanının kadim değerlerine atıfta bulundu. “Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil” düsturunu hatırlatan Uygur, kalp kırarak, insanları ötekileştirerek elde edilecek hiçbir siyasi başarının kalıcı ve değerli olamayacağını kaydetti. Uygur, siyasetin her gün yeniden öğrenmeyi, şeffaf bir şekilde hesap verebilmeyi ve en önemlisi gönüller yapmayı gerektiren bir toplumsal görev olduğunun altını çizdi.
