Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Sazlıbosna doğusundaki 2,5 milyon metrekarelik alan için imar planlarını 17 Haziran’da askıya çıkardı. İtiraz süresi 2 Temmuz’da sona erecekken TOKİ, 26 Haziran’da 1.045, 27 Haziran’da 863 konutluk iki ihaleyi ilan ederek tartışmaları alevlendirdi.
Plan askıda devam eden yedi ihale
İlk iki ihalenin ardından TOKİ; 3 Temmuz’da 1.124, 4 Temmuz’da dört ayrı ihale ile toplam 4.390, 8 Temmuz’da 761 ve 10 Temmuz’da 928 konutluk ihaleleri duyurdu. Böylece Kanal İstanbul güzergâhında, imar askı süresi sürerken dokuz büyük konut ihalesi gerçekleştirilmiş oldu.
Nüfus tahminleri planları aşıyor
Şehir plancısı Ceyhan Çılgın, Bakanlık raporlarının bölgeye 25 bin kişilik yerleşim hedeflediğini hatırlatıyor. TÜİK verilerine göre ortalama hane halkı 3,1 kişi. Şu ana kadar ihale edilen 9.111 konut, yaklaşık 28 bin kişilik nüfus anlamına geliyor. Çılgın’a göre birkaç ihalenin daha eklenmesiyle bu sayı 35 bine ulaşacak.
Yoksul kesim ihale kapsamının dışında
Çılgın, Kanal İstanbul projesine eleştiri getiren şehir plancılarının tutuklandığı operasyonlara da değinerek, “Bu konutlar dar gelirli için değil; çoğunluğu tarım, mera ve koruma alanlarından dönüştürülen bölgeler, ticaret, teknoloji şirketleri ve AVM yatırımları için açılıyor” diyor.
Hukuki süreç ve toplumsal tepki
İmar planlarına gelen itiraz başvuruları henüz sonuçlanmadan düzenlenen ihaleler, yaşam hakkı savunucuları ve muhalif kent plancıları tarafından “İstanbul’a ihanet” olarak tanımlandı. İtiraz sürecinin tamamlanmadan inşaat ruhsatı aşamasına geçilmesi hukuki belirsizlik oluşturuyor.
Bölge ekonomisine etkileri
Bakanlık ve TOKİ yetkilileri, projeyle istihdam ve ekonomik canlanma sağlayacaklarını savunuyor. Ancak uzmanlar, tarım alanlarının yok olması, ekosistem kaybı ve dar gelirlinin konut imkanlarından mahrum kalması gibi sosyal maliyetleri göz ardı ettiği uyarısında bulunuyor.
Gelecek dönemde kritik tarihler
İtiraz süresi 2 Temmuz’da sona erdikten sonra planların kesinleşmesi bekleniyor. Ardından inşaat ruhsatları ve altyapı yatırımları öncelik kazanacak. Projenin aşırı hızlı ilerlemesi, hem hukuki süreç hem de toplumun talepleri açısından risk teşkil ediyor.
