Türkiye siyasetinin nefesini tutarak beklediği an, 89 günlük bir aranın ardından bugün Silivri’de gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde, 19 Mart’ta sürpriz bir operasyonla gözaltına alınan ve o tarihten itibaren tecrit altında tutulan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, hakkındaki bir başka davada hakim karşısına çıkarıldı. Bu duruşma, hukuki boyutundan çok, İmamoğlu’nun yaklaşık üç aydır devam eden gözaltı sürecinin ardından kamuoyunun karşısına çıktığı ilk an olmasıyla tarihi bir önem taşıyordu. Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 2 numaralı duruşma salonundan sızan tek bir fotoğraf karesi, sosyal medyada ve haber ajanslarında anında yayılarak ülkenin bir numaralı gündem maddesi haline geldi.
Yüksek güvenlikli salondan yansıyan ilk kare
Kamuoyunun merakla beklediği görüntü, İmamoğlu’nun İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e yönelik ifadeleri sebebiyle yargılandığı davanın ikinci celsesinde kaydedildi. Fotoğrafta, aradan geçen 89 günün izlerinin yüzüne yansıdığı, ancak duruşunun ve bakışlarının kararlılığını koruduğu görülen bir Ekrem İmamoğlu portresi vardı. Saçlarının ve sakallarının uzadığı gözlemlenen İmamoğlu’nun, her şeye rağmen metanetini koruması, destekçileri için bir moral kaynağı olurken, siyasi analistler tarafından “meydan okuma” ve “direnç” mesajı olarak yorumlandı. Gözaltına alınmadan hemen önce yayınladığı videoda kullandığı “Her şey çok güzel olacak” sloganı, bu kareyle birlikte yeniden sosyal medyada dolaşıma girdi. Bu tek karelik görüntü, sadece bir kişinin son halini yansıtmanın ötesinde, Türkiye’de devam eden siyasi ve hukuki mücadelenin somut bir sembolüne dönüştü.
89 gündür süren bekleyiş ve siyasi belirsizlik
19 Mart sabahı, seçim kampanyası için bulunduğu bir Anadolu kentinde gözaltına alınmasıyla başlayan süreç, Türkiye’yi derin bir siyasi krizin içine sürüklemişti. Muhalefetin en güçlü cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen bir ismin, gerekçeleri kamuoyuna tam olarak açıklanmayan bir soruşturma kapsamında gözaltına alınması, hem iç siyasette hem de uluslararası arenada büyük yankı uyandırmıştı. O günden bu yana devam eden hukuki belirsizlik, seçimlerin adil ve demokratik bir ortamda yapılıp yapılamayacağına dair ciddi soru işaretleri doğurdu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel liderliğindeki parti yönetimi, bu süreci “siyasi bir darbe” olarak nitelendirerek hem hukuki yolları sonuna kadar kullanmış hem de kamuoyu diplomasisi yürüterek durumu dünyaya anlatmaya çalışmıştı. İmamoğlu’nun 89 gün sonra ilk kez görüntülenmesi, bu belirsizlik perdesini bir nebze aralasa da, öndeki yolun hala ne kadar çetin olduğunu bir kez daha gösterdi.
Davanın seyrini değiştirebilecek kritik celse
Bugün görülen duruşma, aslında İmamoğlu’nun gözaltı gerekçesinden farklı bir dosyayı içeriyordu. Ancak siyasi atmosfer o kadar yoğundu ki, her iki hukuki süreç kamuoyunun gözünde birbiriyle iç içe geçti. Savcılık mütalaasında, İmamoğlu için “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep edilmesi, gerilimi daha da tırmandırdı. Talep edilen cezanın yanı sıra, belki de en kritik nokta, beraberinde getireceği siyasi yasak ihtimaliydi. Olası bir mahkumiyet ve yasak kararı, İmamoğlu’nun sadece cumhurbaşkanlığı adaylığını değil, tüm siyasi kariyerini sona erdirme riski taşıyor. İmamoğlu’nun avukatları, savunmalarında davanın siyasi saiklerle açıldığını, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ve hukuki sürecin muhalefeti susturmak için bir araç olarak kullanıldığını vurguladı.
Karar 16 temmuz 2025’e kaldı
Duruşma salonunda yaşanan hukuki ve siyasi tartışmaların ardından mahkeme heyeti, kararını açıklamadı ve davayı bir yıldan daha uzun bir süre sonraya, 16 Temmuz 2025 tarihine erteledi. Bu karar, salonda soğuk duş etkisi yarattı. Erteleme kararı, hukuki sürecin bir süre daha İmamoğlu ve muhalefet üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanılmaya devam edeceği şeklinde yorumlandı. Bu uzun ara, aynı zamanda siyasi stratejilerin yeniden gözden geçirilmesini de zorunlu kılıyor. İmamoğlu’nun gözaltı halinin devam edip etmeyeceği belirsizliğini korurken, davanın bu denli ileri bir tarihe atılması, siyasi geleceğin üzerindeki kara bulutların kolay kolay dağılmayacağının bir işareti olarak kabul edildi.
Muhalefetin yol haritası ve kamuoyu tepkisi
İmamoğlu’nun tutukluluğu ve yargılandığı davalar, CHP için olağanüstü bir durum yaratmış durumda. Parti lideri Özgür Özel, bu süreçte hem parti içi birliği sağlamak hem de seçmen tabanının motivasyonunu yüksek tutmak için yoğun bir çaba sarf ediyor. İmamoğlu’nun duruşma salonundan yansıyan kararlı görüntüsü, CHP’nin “adalet” ve “demokrasi” talepleriyle yürüttüğü kampanyaya yeni bir ivme kazandırdı. Duruşma sonrası yapılan açıklamalarda, mücadelenin kesintisiz süreceği ve İmamoğlu özgürlüğüne kavuşana kadar alanlarda olunacağı mesajı verildi. Kamuoyunda ise durum derin bir kutuplaşma yaratmış durumda. İmamoğlu destekçileri süreci bir “hukuk katliamı” olarak görürken, iktidar kanadı ise yargının bağımsız olduğunu ve herkesin hesap vermesi gerektiğini savunuyor. Duruşmanın ertelenmesiyle birlikte, Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl boyunca bu siyasi ve hukuki gerilimin gölgesinde yaşamaya devam edeceği kesinleşmiş oldu.
