Türk siyasetinin son yıllardaki en dikkat çekici ayrılıklarından biri, sıcak bir kucaklaşmayla son buldu. Yıllarını verdiği, sıralarından milletvekilliğine, grup başkanvekilliğinden cumhurbaşkanı adaylığına kadar yükseldiği Cumhuriyet Halk Partisi’nden 2021’de ayrılarak Memleket Partisi’ni kuran Muharrem İnce, “baba ocağı” olarak nitelendirdiği yuvasına geri döndü. Bu dönüş, sadece siyasi bir transfer değil, aynı zamanda kırgınlıkların geride bırakıldığı ve muhalefetin birlik arayışının somut bir adımı olarak kayıtlara geçti. CHP Genel Merkezi’nde düzenlenen törende, Genel Başkan Özgür Özel’in samimi daveti ve İnce’nin içten karşılığı, salonda duygusal anların yaşanmasına neden oldu. Özel, bu anı, “Normalde Muharrem İnce’ye rozet takmam lazım ama ben Muharrem İnce’ye rozet takamam çünkü onun rozeti alnına takılı zaten doğduğundan beri,” sözleriyle ölümsüzleştirdi. Bu ifadeler, partinin köklerine ve İnce’nin CHP içerisindeki geçmişine yapılan güçlü bir vurgu taşıyordu.
Siyasette ‘baba ocağına’ dönüş rüzgarı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu tarihi birleşmeyi sadece bir parti katılımı olarak görmediğini, aksine bir “baba evi” metaforu üzerinden daha geniş bir çağrıya dönüştürdüğünü belirtti. Özel, “Burası baba evidir. Bu evin kapıları vatanına, milletine, Gazi Mustafa Kemal’e saygı duyan herkese açıktır,” diyerek Türkiye’deki tüm demokratik güçlere seslendi. 31 Mart yerel seçimlerinde elde edilen başarının temelinde de bu kucaklayıcı politikanın yattığını vurgulayan Özel, “Kapılarını ardına kadar açtığımız baba evinin çağrımıza kulak verenlerle 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi olması gururu hepimizindir,” ifadeleriyle birlik ve beraberlik mesajını pekiştirdi. Özel’in, partinin cumhurbaşkanı adaylığı gibi en üst düzey görevlerde bulunmuş bir isme yönelik “baba evine davet” jesti, siyasi nezaketin ve uzlaşma kültürünün önemli bir örneği olarak değerlendirildi. Bu davet, sadece Muharrem İnce’ye değil, geçmişte partiden ayrılmış veya küskün duruma düşmüş tüm isimlere yönelik bir zeytin dalı olarak yorumlandı.
Kırgınlıklar geride kaldı, mesaj net: Birlik
Muharrem İnce’nin kürsüdeki konuşması ise bir özeleştiriden çok, geleceğe dönük bir umut manifestosu niteliğindeydi. “Ben bugün bir kibir ve pişmanlıkla, kişisel bir hesapla gelmedim,” diyerek söze başlayan İnce, gelişinin temel nedeninin Özgür Özel’in samimi ve içten daveti olduğunu vurguladı. Ayrılıkların bazen kırgınlıklardan, bazen de umudu farklı yollarda aramaktan kaynaklandığını belirten İnce, bu süreci bir “geri dönüş” olarak değil, “kucaklaşma, sarılma ve hasret giderme” olarak tanımladı. Bu sözler, geçmişte yaşanan gerilimlerin ve tartışmaların artık geride bırakıldığının en net işaretiydi. İnce’nin, “Ayrı düştüğümüz günlerde de bir çift mavi gözün ışığından, Atatürk ilkelerinden vazgeçmedik,” demesi, ideolojik olarak asla bir kopuş yaşamadığının altını çizdi. Salondakilere, “Bugün burada aranızda eğilmeyen başınız, susmayan diliniz, bükülmeyen bileğiniz olmak için buradayız,” diye seslenen İnce’nin, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganıyla konuşmasını bitirmesi, muhalefetteki birlik arayışına yaptığı en güçlü vurgu oldu.
Özel’den iktidara sert eleştiri bombardımanı
Muharrem İnce’nin katılımıyla moral ve güç kazanan CHP’de, Genel Başkan Özgür Özel, parti grup toplantısında gündeme dair son derece sert ve kapsamlı eleştirilerde bulundu. Konuşmasının merkezine ekonomik sorunları ve hükümetin politikalarını alan Özel, asgari ücret için ara zam taleplerini net bir rakamla açıkladı. CHP’nin beklentisinin “30 bin 205 TL” olduğunu duyuran Özel, “Meydan meydan asgari ücrete ara zam talebini, diğer yandan emeklilere seyyanen zam talebini dile getiriyoruz. Tüm kamu işçileriyle birlikte mücadele edeceğiz,” diyerek konunun takipçisi olacaklarını belirtti. Özel’in eleştiri okları sadece ekonomiyle sınırlı kalmadı. Tartışmalı zeytinlik düzenlemesinden, Turizm Bakanı’nın lüks yatıyla Yunan adalarında tatil yapmasına kadar birçok konuya değindi. Bakan’a, geçmişte Yunanistan’da yaşanan facialar sonrası istifa eden bakanları örnek göstererek, “Cayır cayır insanlar yanmış, sorumluluğun olduğu otelde ‘Rakibi tanıyayım’ diye Yunan adalarında geziyorsun, olaydan 150 gün geçmiş pişkin pişkin gözümüzün içine bakıyorsun. Yazıklar olsun,” diyerek çok sert tepki gösterdi.
Gündemi sarsan erken seçim çağrısı: Hodri meydan
Özgür Özel’in konuşmasının en çarpıcı ve siyaset gündemini sarsan bölümü ise şüphesiz erken seçim çağrısı oldu. İç cephenin güçlendirilmesi tartışmalarına, “Önce demokrasi, önce adalet. Ondan sonra gör bakalım ne kadar güçlü Türkiye,” sözleriyle yanıt veren Özel, gazeteci Fatih Altaylı’nın tutuklanmasını da bu bağlamda eleştirdi. Hükümete yönelik eleştirilerinin dozunu artıran Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a doğrudan seslenerek sandığı işaret etti. “Bu millet kendisini kimin yönetmesini görmek istediğini söyleyecek. Kasım ayının başında koyarsınız sandığı, görürsünüz cevabı. Hodri meydan,” diyerek Türk siyasetinde uzun süredir dillendirilen erken seçim tartışmalarını yeniden alevlendirdi. CHP olarak, Erdoğan’ın da aday olabileceği bir seçime hazır olduklarını belirten Özel, “Biz CHP olarak bugünden kararı alınacak, kasım ayının başında yapılacak, Erdoğan’ın da aday olabildiği seçime biz varız, hodri meydan,” ifadelerini kullandı. Bu çağrısını, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik siyasi baskılarla birleştiren Özel, “Ekrem İmamoğlu masumdur, tek suçu Cumhurbaşkanı adayı olması, Erdoğan’ı yenecek olmasıdır,” diyerek İmamoğlu’na tam destek verdi. Bu çıkış, Muharrem İnce’nin katılımıyla güçlenen CHP’nin, iktidara karşı daha özgüvenli ve iddialı bir pozisyon aldığının açık bir göstergesi olarak yorumlandı.
