Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Selahattin Demirtaş kimdir?

Elazığ’ın Palu ilçesinden Diyarbakır siyasetine, cezaevi hücresinden Türkiye’nin demokratikleşme tartışmalarına uzanan bir yaşam öyküsü… Selahattin Demirtaş’ın hikayesi, Türkiye’nin son 30 yıllık siyaset tarihine ayna tutuyor.

Elazığ’ın Palu ilçesinden Diyarbakır siyasetine, cezaevi hücresinden Türkiye’nin demokratikleşme tartışmalarına

Selahattin Demirtaş, 1973 yılında Elazığ’ın Palu ilçesinde, muhafazakâr bir Zaza ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını Diyarbakır’da geçirdi. 1991 yazında, HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın öldürülmesinin ardından düzenlenen cenaze törenine katıldı. O gün yaşanan çatışmalar, onun deyimiyle “hayatının rotasını değiştirdi”. “Siyasal kimliğimle o gün tanıştım” diyerek siyasete ilgisinin bu olaydan sonra şekillendiğini söyledi.

Lise sonrası hukuk okumak isteyen Demirtaş, puanı yetmeyince İzmir’e gitti ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Bölümü’ne kaydoldu. 1994’te ikinci kez sınava girerek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne geçti. Üniversite yıllarında insan hakları üzerine yoğunlaştı ve bu dönemde bölgedeki faili meçhul cinayetlerin izlerini yakından takip etti.

İHD’den parlamentoya uzanan yol

Hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra Diyarbakır’a dönen Demirtaş, 2000 yılında İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nde yöneticilik yaptı. Faili meçhul cinayetlerle ilgili araştırmalarda aktif rol aldı. Bu dönemde, PKK tarafından kaçırılan güvenlik güçlerinin serbest bırakılması için oluşturulan heyetlerde yer aldı.

2007 genel seçimlerinde, “Bin Umut Adayları” platformundan Diyarbakır Bağımsız Milletvekili olarak Meclis’e girdi. Bu dönem, onun ulusal siyasetteki görünürlüğünü artıran ilk adım oldu.

DTP, BDP ve liderliğe yükseliş

Demirtaş, DTP’nde grup başkanvekilliği yaptı; kardeşi Nurettin Demirtaş ise aynı dönemde partisinin genel başkanıydı. 2009’da DTP’nin kapatılmasının ardından BDP kuruldu ve Demirtaş burada kısa sürede öne çıktı. 2010 yılında partinin genel başkanı oldu. Partiyi sadece bölgesel değil, ülke genelinde söz söyleyen bir hareket haline getirmeye çalıştı.

2012’de “Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz” sözüyle tartışma yaratan Demirtaş, sonradan bu ifadesinden pişmanlık duyduğunu açıkladı. Bununla birlikte, BDP’yi daha geniş bir tabana açma çabası sürerken, bu süreç HDP’nin kurulmasına giden yolu hazırladı.

Gezi ve çözüm süreci dönemleri

2013’teki Gezi Parkı protestoları sırasında BDP’nin temkinli duruşu eleştirilse de, Demirtaş “barış sürecini baltalamak isteyenlerle yan yana gelmeyeceklerini” belirtti. Aynı yıllarda, çözüm süreci kapsamında İmralı ve Kandil’le yürütülen görüşmelerde aktif rol aldı. Bu görüşmelerde Abdullah Öcalan’la fikir ayrılıkları yaşadığı iddia edildi.

HDP ve “Türkiyelileşme” siyaseti

2014’te HDP’nin eş genel başkanlığına seçilen Demirtaş, partisinin yönünü “Türkiyelileşme” stratejisine çevirdi. Aynı yılki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 9,76 oy alarak dikkat çekti. “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışı, onu Türkiye’nin muhalefet sahnesindeki en güçlü figürlerinden biri haline getirdi.

7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP, yüzde 13,12’lik oyla barajı aştı. Bu sonuç, AKP’nin Meclis çoğunluğunu kaybetmesine neden oldu. Ancak kısa süre sonra çözüm süreci sona erdi, çatışmalar yeniden başladı ve siyasi atmosfer sertleşti.

Tutukluluk dönemi ve yazarlık

Selahattin Demirtaş, Kasım 2016’da çeşitli terör suçlamalarıyla tutuklandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), tutukluluğunun siyasi gerekçelere dayandığı yönünde karar verdi. Cezaevinde geçirdiği yıllarda hem siyaseten açıklamalar yaptı hem de yazarlığa yöneldi. “Seher” ve “Devran” adlı öykü kitapları geniş yankı uyandırdı. Mizahını ve dirençli tavrını cezaevi günlerinde de sürdürdü. Kettle mizahı, destekçileri için sembolik bir direniş ifadesine dönüştü.

Cezaevinden aday ve siyasi etkisi

2018’de cezaevindeyken cumhurbaşkanlığına aday oldu ve yüzde 8,32 oy aldı. Aynı dönemde HDP’ye yönelik eleştirilerde bulundu, partinin “tatil havasından çıkıp sahaya dönmesi” gerektiğini söyledi. Buna rağmen, hem parti tabanı hem de muhalefet çevreleri üzerindeki etkisini korudu. 2019 yerel seçimlerinde yaptığı seçim çağrısının, CHP adaylarının başarısında etkili olduğu düşünülüyor.

Aktif siyasetten çekilme ve yeni dönem

2023 seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Demirtaş, seçim sonrası aktif siyaseti bıraktığını açıkladı. Ancak fikirleri, yazıları ve açıklamalarıyla Kürt siyasetindeki ağırlığını korudu. 2024 sonbaharında AİHM’in ikinci kez ihlal kararı vermesinin ardından, avukatları yeniden tahliye başvurusunda bulundu.

Bugün Selahattin Demirtaş, “cezaevindeki lider” kimliğiyle, Türkiye’de demokrasi, hukuk ve kimlik siyaseti tartışmalarının merkezinde yer almaya devam ediyor. Tahliye olmasının ardından yeniden siyasete dönüp dönmeyeceği, Ankara kulislerinde en çok konuşulan başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.