Eskişehir’in 25 yıl boyunca büyükşehir belediye başkanlığını yürüten ve şehrin modern kimliğinin mimarı olarak kabul edilen Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen hakkında 5 ila 19 yıl arasında hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandığı iddia edildi. İddianame, Büyükerşen’in yönetim kurulunda yer aldığı Eğitim, Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı’na (ESBAV) yönelik soruşturma kapsamında hazırlandı. Daha önce “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlamasıyla yargılandıkları dava sürerken, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün talebiyle vakfa kayyum atanmış ve Büyükerşen ile 6 yönetim kurulu üyesi görevden el çektirilmişti.
İddianamedeki suçlamalar ve ESBAV soruşturması
Hazırlanan iddianamede, Büyükerşen ve diğer şüphelilerin, 1979’da kurulan ESBAV ve ona bağlı şirketler üzerinden kamu kaynaklarını özel çıkarlara tahsis ettiği öne sürülüyor. Temel suçlamalar arasında vakfa ait taşınmazların piyasa değerinin altında satılarak kamunun zarara uğratıldığı, vakfın özel okullarında üniversite personelinin kamu maaşıyla çalıştırıldığı ve vakıf yapısının zamanla bir “aile şirketine” dönüştürüldüğü iddiaları yer alıyor. Devlet Denetleme Kurulu (DDK) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarında, Büyükerşen’in mal varlığında yıllar içinde dikkat çekici bir artış olduğu belirtildi. Büyükerşen ve diğer sanıklar ise tüm suçlamaları reddederek yargı sürecinde aklanacaklarını belirtti.
Eskişehir halkı Büyükerşen’e sahip çıktı
Büyükerşen hakkında hazırlanan iddianame, görev süresi boyunca kenti modern bir yapıya kavuşturduğunu düşünen Eskişehir halkının tepkisini çekti. Kent sakinleri, duruma ilişkin tepkilerini, “Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir’i bir taşra kentinden kültür, sanat ve bilimle anılan modern bir şehre dönüştürdü. Porsuk’u ayağa kaldırdı, tramvay getirdi, parklar, tiyatrolar, müzeler kurdu. Milyonlarca insanın okumasına vesile oldu. Ve şimdi ona reva görülen şey, dava üstüne dava” sözleriyle dile getirdi. Vatandaşlar, Büyükerşen’in kentin kalbi Porsuk Çayı’nı ıslah ettiğini, Sazova ve Kent Park gibi yeşil alanlar kazandırdığını, Odunpazarı Evleri’ni restore ettiğini, tramvayı şehre getirdiğini ve Türkiye’nin ilk balmumu heykel müzesini kurarak Eskişehir’i önemli bir turizm merkezi haline getirdiğini vurguluyor.
