Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaklaşan buğday ve arpa hasadı öncesinde üreticilerin sorunlarını gündeme taşıyarak Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) kritik bir çağrıda bulundu. Artan girdi maliyetleri karşısında çiftçinin mutlaka korunması gerektiğinin altını çizen Gürer, bu yıl açıklanacak alım fiyatının üreticiyi yeniden tarlaya ve üretime çekecek seviyede olmasının hayati bir önem taşıdığını ifade etti.
“Çiftçi zarar ederse üretimden uzaklaşır”
2026 yılında yağışların yeterli seyretmesiyle buğday ve arpada verim ve rekolte artışı beklendiğini belirten Gürer, Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden Çukurova’da hasadın kısa süre içinde başlayacağını hatırlattı. Hasat kapıdayken alım fiyatlarının henüz netleşmemesini eleştiren Gürer, yetkilileri şu sözlerle uyardı:
“Toprak Mahsulleri Ofisi bu yıl alım fiyatını, girdi maliyetleri artı makul bir karla bir an önce açıklamalı ve çiftçinin arpası, buğdayı mutlak suretle TMO eliyle alınmalı. Piyasa tüccara bırakılmamalı. Çünkü piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatı ve yüksek girdi maliyetlerinden dolayı çiftçi zarar ediyor ve bir ertesi yıl buğdaydan, arpadan uzaklaşıyor.”
“Alım fiyatı 24 liranın üzerinde olmalı”
Türkiye’nin yıllık ortalama 22 milyon ton buğdaya ihtiyacı olduğunu, ancak dahili işleme rejimi kapsamında yurt dışından ithal edilen 6 ila 10 milyon ton buğdayın un ve makarna yapılarak ihraç edildiğini ifade eden Gürer, bu pastadan yerli çiftçinin pay alması gerektiğini vurguladı.
2002 ile 2024 yılları arasında 2 milyon 800 bin hektara yakın tarım arazisinin atıl duruma düşerek devre dışı kaldığına dikkat çeken Gürer, üreticinin kazanabilmesi için beklenen fiyatı şu sözlerle açıkladı:
“Alım fiyatıyla ilgili sulu tarımda maliyet 20 lira civarında oluşuyor. Kuru tarımda ise bu rakam 21 liranın üzerine çıkıyor. Bunun için de 24 liranın üzerinde bir alım fiyatı, çiftçimizin bu yıl için ektiği üründen para kazanmasına vesile olur. İthalatçı politikaları değil, kendi çiftçimizi ve üreticimizi desteklemenin yolu üretilen ürünü değerinde almaktan geçiyor. Çiftçi refahı gerçekleştirilirse kendi kendine yeter noktaya geliriz ve Rusya’nın, Ukrayna’nın buğdayına muhtaç olmayız.”
