Milyonlarca araç sahibinin ve Türkiye ekonomisinin nabzını tutan akaryakıt fiyatlarına bir zam haberi daha eklendi. Gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere, dizel yakıt olarak bilinen motorinin litre fiyatında 1 lira 49 kuruşluk bir artışa gidildi. Daha Mayıs ayında benzine yapılan 1 lira 83 kuruşluk zammın etkileri hissedilirken gelen bu yeni artış, sürücülerin ve ekonominin tüm aktörlerinin bütçesinde yeni bir yük oluşturdu. Küresel piyasalardaki hareketliliğin doğrudan pompa fiyatlarına yansıdığı bu dönemde, gelen son zamla birlikte başta lojistik ve tarım sektörü olmak üzere birçok alanda maliyetlerin artması ve bunun da genel enflasyon üzerinde baskı yaratması kaçınılmaz görünüyor.
Pompada yeni dönem: İşte il il güncel fiyatlar
Yapılan son zamla birlikte Türkiye’nin üç büyük şehrinde akaryakıt istasyonlarındaki tabelalar güncellendi. Araçlarının depolarını doldurmak isteyen sürücüler, sabah saatlerinden itibaren yeni ve daha yüksek fiyatlarla karşılaştı. Özellikle motorin fiyatlarının psikolojik sınır olan 50 TL’ye bir adım daha yaklaşması dikkat çekti.
Yapılan 1 lira 49 kuruşluk artışın ardından İstanbul, Ankara ve İzmir’de oluşan güncel akaryakıt fiyatları şu şekilde:
İzmir:
- Benzin: 49,41 TL
- Motorin: 48,97 TL
- LPG (Otogaz): 24,94 TL
İstanbul:
- Benzin: 48,39 TL
- Motorin: 47,76 TL
- LPG (Otogaz): 25,09 TL
Ankara:
- Benzin: 49,08 TL
- Motorin: 48,64 TL
- LPG (Otogaz): 24,99 TL
Zammın arkasındaki iki temel neden: Brent petrol ve döviz kuru
Akaryakıt fiyatlarındaki bu durmak bilmeyen artışın arkasında iki temel dinamik yatıyor: Uluslararası Brent petrol fiyatları ve Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değeri. Türkiye, petrolde dışa bağımlı bir ülke olduğu için uluslararası piyasalardaki en ufak bir dalgalanma dahi yurt içindeki pompa fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Son dönemde küresel jeopolitik riskler, arz ve talep dengesindeki değişiklikler ve büyük petrol üreticisi ülkelerin politikaları, Brent petrolün varil fiyatında dalgalı bir seyre neden oluyor. Fiyatlar uluslararası piyasada yükseldiğinde, bu durum Türkiye’deki rafineri çıkış fiyatlarına zam olarak yansıyor.
Ancak denklemin ikinci ve en az ilki kadar önemli olan parçası ise döviz kuru. Türkiye, petrol ithalatını dolar üzerinden gerçekleştiriyor. Dolayısıyla, Dolar/TL kurundaki bir artış, Brent petrolün varil fiyatı sabit kalsa bile Türkiye için petrolün maliyetinin artması anlamına geliyor. Bu durum, kurdaki her yukarı yönlü hareketin, akaryakıt fiyatları üzerinde ek bir baskı oluşturmasına yol açıyor. Kısacası, vatandaşın deposuna doldurduğu yakıtın fiyatı hem Londra’daki petrol borsasına hem de Türkiye’deki döviz piyasasına aynı anda bağlı durumda.
İğneden ipliğe her şeyi etkileyecek domino taşı
Akaryakıt zammı, sadece özel araç sahiplerini ilgilendiren bir konu olmanın çok ötesinde, tüm ekonomiyi etkileyen bir domino taşı niteliği taşıyor. Özellikle motorin fiyatlarındaki artış, Türkiye’deki üretim ve dağıtım zincirinin temel maliyet kalemlerinden birini oluşturuyor. Tarlalardaki hasadı şehirlere taşıyan kamyonlardan, fabrikalarda üretilen ürünleri market raflarına ulaştıran tırlara, şehirlerarası yolcu taşıyan otobüslerden, inşaatlarda çalışan iş makinelerine kadar ekonominin çarklarını döndüren neredeyse her araç motorin kullanıyor. Bu nedenle motorine gelen her kuruşluk zam, taşımacılık ve lojistik maliyetlerini anında artırıyor. Artan nakliye maliyetleri ise üreticiler ve satıcılar tarafından kaçınılmaz olarak ürün fiyatlarına yansıtılıyor. Bu durum, önümüzdeki günlerde market raflarındaki gıda ürünlerinden giyim eşyasına, elektronikten mobilyaya kadar iğneden ipliğe her şeyde yeni fiyat artışlarını beraberinde getirebilir.
Çiftçinin ve nakliyecinin beli büküldü
Motorin fiyatlarındaki artıştan en olumsuz etkilenen iki kesim ise şüphesiz çiftçiler ve nakliyeciler oluyor. Tarımsal üretimin en temel girdilerinden biri olan mazot, çiftçinin traktörünü çalıştırması, tarlasını sürmesi ve mahsulünü ekmesi için hayati önem taşıyor. Artan mazot maliyetleri, çiftçinin üretim maliyetlerini doğrudan yükselterek kar marjını düşürüyor ve üretim şevkini kırıyor. Bu durum, uzun vadede tarımsal üretimin azalmasına ve gıda enflasyonunun daha da tırmanmasına neden olma riski taşıyor. Diğer yanda ise tüm iş modeli yakıt maliyetine endeksli olan nakliye sektörü bulunuyor. Yurt içi lojistiğin bel kemiği olan kamyon ve tır şoförleri için artan motorin fiyatları, sefer maliyetlerini karşılamayı her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Nakliyeciler, artan maliyetleri hizmet verdikleri firmalara yansıtmak zorunda kalırken, bu durum tüm tedarik zincirinde bir maliyet artışı sarmalına yol açıyor.
Vatandaşın bütçesindeki kara delik büyüyor
Ekonominin makro dinamiklerinin yanı sıra, akaryakıt zamları en çok dar ve orta gelirli vatandaşın hane bütçesini vuruyor. İşe gidip gelmek için özel aracını kullanmak zorunda olan milyonlarca insan için ulaşım maliyeti her geçen gün artıyor. Artan akaryakıt fiyatları, toplu taşıma ücretlerine de zam olarak yansıyarak, özel aracı olmayan vatandaşları da olumsuz etkiliyor. Gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerine gelmesi beklenen zamlar da hesaba katıldığında, ailenin aylık zorunlu harcamaları artarken, alım gücü giderek eriyor. Vatandaşın ödediği pompa fiyatının önemli bir bölümünü oluşturan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Katma Değer Vergisi (KDV) gibi vergiler de fiyatların yüksek seviyelerde kalmasına neden oluyor. Bu durum, akaryakıtı, vatandaşın bütçesindeki en büyük kara deliklerden biri haline getiriyor.
