İstanbul’da Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesi sırasında MESEM programını protesto eden TİP üyesi 17 öğrenci gözaltına alındı. Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, bu öğrencilerden 16’sı hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” ve “mala zarar verme” suçlamalarıyla tutuklama kararı verdi.
Hakimlik kararında, olay yeri inceleme raporu ve kamera görüntülerine atıf yapılarak “kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunduğu” belirtildi. Kararda, tutuklama tedbirinin “ölçülü ve orantılı” olacağı savunularak adli kontrol yerine tutuklamaya hükmedildi.
Gözaltı süreci ve zirvenin arka planı
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in de katıldığı zirve, Mesleki Eğitim Merkezleri’nin (MESEM) ele alındığı ve hükümetin mesleki eğitim vizyonunu anlattığı bir toplantı olarak planlanmıştı. TİP’li öğrenciler, MESEM kapsamında yaşanan çocuk ölümlerini ve çocuk işçiliği iddialarını gündeme getirmek için zirve salonu çevresinde eylem yaptı.
Öğrenciler pazartesi günü gözaltına alındı ve çarşamba günü öğle saatlerinde adliyeye sevk edildi. Aynı gün akşam saatlerinde savcılık, 17 öğrenciden 16’sını tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti ve talep mahkeme tarafından kabul edildi.
Erkan Baş’tan sert tepki
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, tutuklama kararının ardından Bakırköy Adliyesi önünde açıklama yaparak karara sert sözlerle tepki gösterdi. Baş, “Okuyabilmek için çalışan pek çok arkadaşımızdan 16 tanesini tutukladınız. Bu ülkenin en onurlu insanlarının, yoksulların, emekçilerin çocuklarının 16 tanesini bugün cezaevine gönderiyorsunuz. Tesadüf bu ya; aynı anda katiller, aynı anda tecavüzcüler, aynı anda hırsızlar hepsi ellerini kollarını sallayarak memlekette geziyor,” dedi.
Baş, konuşmasının devamında MESEM’e ilişkin eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi: “O MESEM denilen, kan emici projede bu memleketin en güzel çocuklarının hayallerini çalan, onları daha çocuk yaşlarında köleleştiren, çocuk yaşlarında mezara gönderen o projeye karşı sesini yükselten arkadaşlarımızla gurur duyuyoruz. Bir tek çocuğun daha bu MESEM denilen cinayet şebekesinin katliamına uğramaması için sesini daha çok yükselten 16 kardeşimle gurur duyuyorum.”
MESEM sistemi ve tartışmalar
Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM), eski adıyla Çıraklık Eğitim Merkezi’nin devamı olarak örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınmış bir mesleki eğitim modeli olarak uygulanıyor. En az ortaokul mezunu olanların kayıt yaptırabildiği programda eğitim süresi 4 yıl sürüyor; programı tamamlayan öğrenciler hem lise diploması hem de ustalık belgesi alabiliyor.
Ancak çocuk hakları savunucuları ve emek örgütleri, MESEM sisteminin fiilen çocuk işçiliğini yaygınlaştırdığı ve öğrencileri “bir gün okulda, dört gün işyerinde” formülüyle güvencesiz ve tehlikeli koşullarda çalışmaya zorladığını savunuyor. MESEM’e yönelik eleştiriler, çocukların eğitimden kopması ve iş kazalarında hayatını kaybeden çocuk sayısındaki artış iddiaları etrafında yoğunlaşıyor.
Çocuk işçiliği verileri endişe büyütüyor
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2025 yılı içinde tespit edilebilen en az 80’in üzerinde çocuk işçi ölümüne dikkat çekerek, bu ölümlerin önemli bir bölümünün sanayi bölgeleri ve MESEM benzeri yapılarla bağlantılı olduğuna işaret ediyor. Raporda, çocuk işçiliğinin kırsal alanlardan kentlere kaydığı, MESEM gibi programlarla ucuz emek rejiminin kurumsallaştığı vurgulanıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2019 tarihli Çocuk İşgücü Anketi’ne göre 5-17 yaş aralığında çalışan çocuk sayısı 720 bin olarak hesaplandı; bu çocukların yaklaşık üçte biri eğitime devam etmiyor. Birleşmiş Milletler, ILO ve UNICEF verileri de dünya genelinde çocuk işçiliğinin son yıllarda yeniden artış trendine girdiğini ve özellikle pandemi sonrası dönemde milyonlarca çocuğun daha çalışma hayatına itildiğini ortaya koyuyor.
