BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, 21 Mart gecesi eşinin ailesini ziyaret için bulunduğu Tokat’ta gözaltına alınarak Ankara’ya getirildi. Emniyette saatlerce ifade veren gazeteci, savcılık aşamasında ifadesi dahi alınmadan tutuklama talebiyle doğrudan mahkemeye sevk edildi. Ankara 11. Sulh Ceza Hakimliği, “adli tedbirlerin yetersiz kalacağı” gerekçesiyle Arı’nın tutuklanmasına hükmetti ve gazeteci 22 Mart Pazar gecesi cezaevine gönderildi.
Gazetecilik faaliyetleri suçlama konusu oldu
Arı’ya yöneltilen suçlamaların merkezinde, kamuoyunda ses getiren yolsuzluk ve usulsüzlük haberleri bulunuyor. Vakıf yönetimlerindeki dikkat çeken isimler, hakim ve savcı atamalarındaki iddialar, Yunus Emre Vakfı’na dair haberler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezun olduğu imam hatip lisesindeki tarihi yapıların durumuna dair yaptığı yayınlar soruşturma dosyasına eklendi. Sorgusunda sadece mesleğini yaptığını vurgulayan Arı, gönderdiği mesajda “Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir” diyerek hakkındaki iddiaları reddetti.
DMM’nin yalanlaması tutuklamaya gerekçe yapıldı
Tutuklama sürecindeki en dikkat çekici detay ise mahkemenin verdiği kararın dayanağı oldu. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) Arı’nın bir haberini yalanlayan paylaşımı, mahkeme tarafından doğrudan tutuklama gerekçesi olarak kabul edildi. Hukukçular, ifadenin savcı tarafından alınmamasını ve sürecin bu şekilde işletilmesini “gaddarlık” olarak nitelendirip gazeteciliğin fiilen imkansız hale getirildiğini savundu. Öte yandan kararın ardından Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere pek çok kentte sokağa dökülen vatandaşlar, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması talebiyle eylemler düzenlemeye devam ediyor.
