Küresel çapta hız kazanan dijitalleşme süreci ve yaygınlaşan abonelik ekonomisi, tüketicilerin dikkatinden kaçan yeni bir maliyet kalemini de beraberinde getirdi. Finans uzmanları tarafından bütçelerde “görünmeyen sızıntı” olarak nitelendirilen bu durum, aylık bazda milyarlarca liraya ulaşan atıl kesintilere dönüşmüş durumda. Yapılan son araştırmalar, tüketicilerin büyük bir kısmının deneme süresi sona erdikten sonra otomatik olarak yenilenen ancak aktif olarak kullanmadıkları hizmetlere düzenli ödeme yapmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Dinamik fiyatlandırma ve pasif abonelik tuzağı olarak adlandırılan bu süreç, genellikle hizmet güncelleme farkları, işlem altına gizlenen mikro kesintiler ve unutulan dijital taahhütler üzerinden işliyor. Birçok dijital platform enflasyonist ortamı gerekçe göstererek kullanıcı onayı olmaksızın fiyat artışına giderken, mobil bankacılık işlemlerinde “sistem işletim bedeli” veya “dijital bildirim ücreti” adı altında kesilen küçük tutarlar kitlesel ölçekte büyük bir kayıt dışı kar marjı oluşturuyor.
Yasal zeminde hizmet kusuru sayılabilir
Konuyu “Finansal Atalet Kaybı” olarak tanımlayan uzmanlar, tüketicilerin karmaşık ekstreler içinde bu detayları yakalamakta zorlandığını ve bu durumun kurumlar için risksiz bir gelir kapısı haline geldiğini vurguluyor. Tüketicinin üzerindeki denetim yüküne dikkat çeken uzmanlar, “Tüketici, ödediği her bir liranın karşılığında aldığı hizmeti periyodik olarak denetlemekle yükümlü bırakılıyor. Kurumların şeffaflık ilkelerini ihlal eden bu mikro kesintiler, yasal zeminde ‘hizmet kusuru’ olarak değerlendirilebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Sanal kart ve ekstre kontrolü şart
Ekonomi kurmayları, bütçedeki bu sızıntıyı durdurmak ve gereksiz maliyetlerin önüne geçmek için tüketicilere bir dizi teknik adım atmasını tavsiye ediyor. Kredi kartı ekstrelerinin harcama detayı kısmında yer alan tüm yabancı ibarelerin tek tek kontrol edilmesi gerektiği belirtiliyor. Abonelik tabanlı ödemelerin ana hesaptan bağımsız, limit kontrolünün tamamen kullanıcıda olduğu sanal kartlar üzerinden yürütülmesi öneriliyor. Ayrıca tüketicilere, onay dışı veya bildirim yapılmadan artırılan ücretlerin Tüketici Hakem Heyetleri üzerinden geçmişe dönük 12 aya kadar talep edilebileceği hatırlatılıyor.
