Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Küresel borçta rekor

Uluslararası Finans Enstitüsü’nün son raporuna göre küresel borç, yılın üçüncü çeyreğinde yaklaşık 346 trilyon dolara çıkarak tarihi zirveye ulaştı; artışta ABD ve Çin’in kamu borçlanmaları öne çıkarken, Türkiye’de hanehalkı borcunda hafif yükseliş, şirket ve finans sektörü borçlarında ise sınırlı gerileme dikkat çekti.​

Uluslararası Finans Enstitüsü’nün son raporuna göre küresel borç, yılın üçüncü

Uluslararası Finans Enstitüsü’nün yayımladığı “Küresel Borç Monitörü” raporu, 2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla dünya genelinde toplam borcun yaklaşık 346 trilyon dolara yükseldiğini ortaya koydu. Rapora göre küresel borç stoku, yılın ilk üç çeyreğinde 26,4 trilyon dolardan fazla artarken, borcun küresel GSYH’ye oranı yüzde 310 seviyesine ulaştı.

En büyük artış ABD ve Çin’den

Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde, özellikle kamu kaynaklı borçlanmadaki hızlanma toplam borcu tarihi seviyelere taşıdı. Artışta ABD ve Çin başı çekerken, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi büyük Avrupa ekonomilerinde de kayda değer yükselişler kaydedildi. Gelişmiş ekonomilerin toplam borcu üçüncü çeyrekte 230,6 trilyon dolara, gelişmekte olan ülkelerin borcu ise 115,1 trilyon dolara çıktı; Çin’i takiben en belirgin artışlar Brezilya, Rusya, Kore, Polonya ve Meksika’da görüldü.

Borcun bileşenlerinde kamu öne çıkıyor

Raporda küresel borcun bileşenleri ayrıştırıldığında, hanehalkı borçlarının üçüncü çeyrekte 64 trilyon dolara, finansal olmayan şirket borçlarının 99,3 trilyon dolara, kamu borçlarının 105,8 trilyon dolara ve finansal sektör borçlarının 76,6 trilyon dolara yükseldiği belirtiliyor. GSYH’ye oran bazında bakıldığında ise hanehalkı borçları yüzde 57,3’e, finansal olmayan şirket borçları yüzde 88,5’e, finansal sektör borçları yüzde 69,3’e gerilerken, kamu borçlarının oranı yüzde 95,4’e çıktı ve artışın merkezine kamu kesimi yerleşti. Bu alanda en güçlü yükselişler Çin ve ABD’de kaydedilirken, bu ülkeleri Fransa, İtalya ve Brezilya izledi.

2025’te borcu en çok artan ülkeler

IIF verilerine göre, 2025 boyunca borç yükünü en hızlı artıranlar arasında başta ABD ve Çin yer alırken, Fransa, Almanya, İngiltere ve İtalya da borç stokunu kayda değer ölçüde büyüten ekonomiler arasında sıralandı. Raporda, hem kamu harcamalarındaki artış hem de para politikasındaki gevşeme adımlarının, özellikle gelişmiş piyasalarda borç birikimi dalgasını hızlandırdığı vurgulandı. Buna karşılık, bazı ülkelerde kur hareketleri ve enflasyon etkisiyle borcun GSYH’ye oranında sınırlı da olsa düşüşler görüldüğü, Türkiye’nin de bu grupta dikkat çeken örneklerden biri olduğu ifade edildi.

Türkiye’de borç dengesinin görünümü

Türkiye’ye ilişkin bölümde, borçların milli gelire oranı üzerinden yapılan değerlendirme öne çıktı. Buna göre Türkiye’de hanehalkı borçlarının GSYH’ye oranı, 2024’ün aynı dönemindeki yüzde 9,8 seviyesinden 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 10’a yükselerek sınırlı bir artış gösterdi. Finansal olmayan şirket borçlarının GSYH’ye oranı yüzde 39,2’den yüzde 38,5’e, finansal sektör borçları ise yüzde 17,6’dan yüzde 17,5’e gerilerken, kamu borçlarının milli gelire oranı yaklaşık yüzde 27,7 düzeyinde yatay kaldı.

Türkiye’nin borç profili diğer ülkelerden nasıl ayrışıyor?

Merkez Bankası ve uluslararası kuruluşların verileri, Türkiye’nin özellikle hanehalkı borcunun milli gelire oranında, pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeye kıyasla hâlâ en düşük seviyelerde yer aldığını gösteriyor. Ancak şirketler kesimi ve kamu tarafında toplam borç büyüklüğünün yüksek enflasyon, kur oynaklığı ve küresel faiz ortamı ile birlikte yakından izlenmesi gereken bir risk alanı olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde borç dinamiklerinin sürdürülebilirliği açısından büyüme kalitesi, mali disiplin ve enflasyonla mücadele performansının kritik olacağına dikkat çekiyor.