Son günlerde sosyal medyada art arda paylaşılan taciz ifşaları, dizi-film sektöründen edebiyat çevresine kadar geniş bir kesimde gündeme oturdu. Tanınan isimlere yönelik cinsel istismar ve taciz iddiaları peş peşe paylaşılırken, ifşa dalgası gitgide büyüyor.
Özkaya: “Masum değilsin, sadece sıra sana gelmedi”
İçerik üreticisi Fatma Özkaya, yayımladığı videoda sanat camiasında yaşanan ifşaları hatırlatarak muhafazakâr çevrelere de dikkat çekti. Özkaya, “Masum değilsin sadece henüz sıra sana gelmedi. Yapılan istismarların, tacizlerin ifşa edilmediği alan yok. Dalga büyüyor. Peki bu kıvılcım ne zaman muhafazakâr camiaya sıçrayacak, merak ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Birazcık imkanı olan Başakşehir’de ev açıyor”
Özkaya videosunda, farklı kesimlerde istismar biçimlerinin değişse de sorunun aynı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Sanat camiasında bu istismarlar alkolle, uyuşturucuyla, eve davetlerle yapılıyor. Siz ne yapıyorsunuz? Üsküdar’da çaya davet ediyor, mutsuz evliliklerinizi genç kızlara anlatıyorsunuz. Biraz imkânı olan Başakşehir’de ev açıyor. Sonra çoklu evlilik caiz kılıfıyla pislikleri meşrulaştırıyor. Bu da taciz, bu da istismar.”
“Muhafazakâr genç kadınlar iki cephede savaşıyor”
Muhafazakâr çevrede ifşa sürecinin çok daha zor olduğuna değinen Özkaya, “Genç kızlar sadece dışarıda değil, kendi aileleri ve en yakınlarıyla da bir mücadele içinde. Var olmaya, okumaya, çalışmaya uğraşıyorlar. Ama bu ülkede kimsenin susma lüksü kalmadı. Evet İslamcı ağabeyciğim, senin de uykuların kaçsın, ifşa edilmekten kork” dedi.
“Mesele muhafazakâr ya da seküler olmak değil”
Özkaya, videoya eklediği notta ifşaların toplumsal önemine vurgu yaptı:
“Hatırlarsınız, muhafazakâr camiadan bir kitapçı tacizi ifşa edildiğinde intihar etmişti. Yaptığının ortaya çıkması bile bir adam için yaşanmaz bir utançken, bunu mağdur kadınların yıllarca taşıması nasıl açıklanabilir? İfşa; konuşan kadın için iyileştirici, dinleyen kadın için güç verici, fail için ise korkutucudur. Burada mesele muhafazakâr ya da seküler olmak değil. Hayatlarımız farklı olsa da aynı yaraları taşıyoruz, dayanışma bu yüzden hepimize lazım.”
