Yirmi sekiz şubat tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalar tüm şiddetiyle sürerken, küresel ticaretin can damarlarından Hürmüz Boğazı’ndaki abluka uluslararası toplumu harekete geçirdi. İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ın başkanlık edeceği bugünkü çevrim içi zirveye Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Japonya, Avustralya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de aralarında bulunduğu ülkeler katılıyor. Toplantının ana gündemini ise yetkililerin ifade ettiği şekliyle; “seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması, mahsur kalan gemi ve mürettebatın güvenliği ile enerji ve temel emtia taşımacılığının yeniden başlatılmasına yönelik diplomatik ve siyasi seçenekler” oluşturuyor.
Askeri planlamacılar da sürece dahil olacak
ABD Başkanı Donald Trump’ın boğazın güvenliğinin su yoluna bağımlı ülkeler tarafından sağlanması gerektiği yönündeki açıklamalarının ardından gelen bu zirve, İngiltere Başbakanı Keir Starmer tarafından da değerlendirildi. Starmer, ulusa sesleniş konuşmasında toplantı için “görüşmelerin, Boğaz’ın yeniden açılmasına yönelik uygulanabilir bir planın ele alınacağı ilk resmi adım olacağını” ifade etti.
Artan enerji maliyetlerinin koalisyon girişimlerini hızlandırdığı süreçte, İngiliz ve Avrupalı yetkililer planlanan yol haritasına dair yaptıkları açıklamalarda süreci şu sözlerle özetledi:
“bu toplantının ilerleyen günlerde yapılacak diğer toplantıların ilki olacağını, ilerleyen aşamalarda askeri planlamacıların da sürece dahil olacağını ve olası bir planın ilk etapta su yolunun mayınlardan temizlenmesini, ardından tanker trafiğinin korunmasını içereceğini”
İran rest çekti, bin gemi mahsur kaldı
Batı cephesinde bu hareketlilik yaşanırken, İran Devrim Muhafızları’ndan gelen açıklama bölgedeki tansiyonun kolay kolay düşmeyeceğinin sinyalini verdi. Yapılan duyuruda “Hürmüz Boğazı’nın ülkenin ‘düşmanlarına’ kapalı kalacağını ve kontrolün İran donanmasında olduğunu” vurgulandı. Küresel petrol ve gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunda, savaşın başından bu yana geçişler durma noktasına gelirken yaklaşık bin ticari geminin bölgede mahsur kaldığı belirtiliyor.
